Adıyaman F Tipi 150 Yataklı Devlet Hastanesi
Türkiye'nin ilk yüksek güvenlikli F Tipi hastanesi Adıyaman'da kuruldu.
Türkiye’de “F Tipi” denince insanın aklına ilk ne gelir? Elbette cezaevi. Yüksek duvarlar, kapalı alanlar, güvenlik önlemleri, dış dünyayla mesafeli yapılar… Fakat kaderin cilvesine bakın ki Adıyaman’da şimdi aynı benzetmeyi bir hastane için kullanmak zorunda kalıyoruz. Türkiye'nin ilk yüksek guvenlikli F Tipi hastanesi Adıyaman'da kuruldu.
Şehrin en merkezi noktalarından birinde bulunan eski devlet hastanesi yıkıldı. Ardından uzun süre herkes birbirine baktı, herkes kafasını kaşıdı, herkes bir şeyler söyledi ama kimse net bir şey demedi. Sonunda karar çıktı: 150 yataklı yeni hastane yapılacak.
Buraya kadar güzel.
Lakin mesele bina yapmak değil, nasıl bina yaptığınızdır. Ankara’da hazırlanıp gönderilen projeye, belli ki tek bir virgül dahi eklenmeden “olur” verilmiş. Sonuç olarak hastane, bahçe duvarı yerine adeta kale surlarıyla çevrildi. Üç buçuk metrelik istinad duvarı…

Hastane mi yapılıyor, sınır karakolu mu kuruluyor, insan düşünmeden edemiyor.
Hastane dediğin yer umut kapısıdır. İnsanlar şifa bulmak için gider. Kapısında duvar değil, ferahlık görmek ister. Ama bizimkinde dışarıdan bakınca “Acaba içeride ne saklıyorlar?” diye merak ediyorsunuz.
Yetmedi…
Güney ve doğu cephesindeki iki sokak da kör edildi. Orada yaşayan vatandaşın yolu karardı, esnafın müşterisi azaldı, mülk sahibinin değeri düştü. Belli ki hastahane projesi yapılırken “Burada insan da yaşıyor, esnafta ticaret yapıyor” detayı gözden kaçtı.
Adıyamanlıları beğenmeyen şehrimizin vizyon sahipleri ise her zamanki gibi iş başında (Bizim Dönemde Yapıldı Diyenler). Nasıl ki şehir merkezindeki rezerv alanlarda otoparksız binalara razı olunduysa, burada da iki cephesi duvara mahkum edilmiş bir hastaneye razı olunmuş görünüyor. Muhtemelen binaya yukarıdan bakıp “Ne güzel olmuş” denildi. Sokaktan bakanın ne gördüğüyle pek ilgilenilmedi.
Oysa devlet proje gönderir, yerel yöneticiler akıl ve vizyon katar. Devlet plan yapar, şehirin vizyon sahipleri plana sahip çıkar. “Şuraya kapı açalım, buraya yeşil alan ekleyelim, şu sokağı kapatmayalım” diyerek vizyonunu ortaya koyar. Ama bizde projeye katkı sunmak yerine projeye teslim olmak gibi sessiz bir gelenek var.
Vizyon makamla gelmiyor çünkü. Ünvanla da dağıtılmıyor. Kartvizite de yazılmıyor. Vizyon Allah vergisi, biraz da memleket sevdası istiyor.
İl Sağlık Müdürü de, sağlıktan sorumlu vekil de elbette meseleden haberdardır.
Ama sorun şu ki:
Elli yıllık yatırımda yapılan yanlış, iki günde düzelmiyor. Beton döküldü mü, hata da taşlaşıyor.

Şimdi hastane yapılacak, insanlar tedavi olacak, elbette hizmet verecek. Buna kimsenin itirazı yok. İtiraz edilen şey şu: Şifa dağıtacak bina neden şehirle kavgalı yapıldı?
Velhasıl…
Biz yine de hayırlısı diyelim. Çünkü bu şehirde vizyon sahipleri çoğu zaman önce duvarı ördürüyor, sonra biz mi ördürdük diye konuşuyor.
#yatos
Yorumlar
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yaz
Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.

