Baktığın Yer Kaderini Değiştirir

Bazen bakıyoruz da hani hep çok büyük geliyor ya dertler, sıkıntılar… Hiç bitmeyecek, hiç geçmeyecek zannediyoruz. En tuhaf şeylerden en olası şeylere kadar derman arıyoruz dertlerimize. En olabilecek kişilerden ya da hiç olmayacak kişilerden destek arıyoruz. Bazen saçmalayıp, bazen mantıklı düşünebiliyoruz. Bazen “Hallederiz.” deyip çabalıyor, bazen de “Yine olmadı.” deyip boş veriyoruz.
Karmakarışık olup tünelin sonunda görünecek ışıktan, gökyüzünün en karanlık anından sonra doğacak güneşten pay çıkarıp hayatlarımıza ümit yüklüyoruz. “Allah büyük.” diyoruz. Görmediğimiz hâlde gördüğünü bilerek O’ndan destek bekliyoruz. Biraz daha tasavvufi ve felsefi bir düşüncedeysek, “Var bunda da bir hayır.” diyoruz. Kaderciysek, “Nasip, kısmet.” diyoruz. İşte ruh hâlimize, içinde bulunduğumuz duruma göre hep bir şeylerden ümidimiz var oluyor.
Oysa bazen kendimizden, içinde bulunduğumuz hâlden, dert dediklerimizden ya da her neyse sıkıntımız, ondan biraz uzaklaşmak gerekiyor. Kendimizden çok daha büyük şeylere; bizi, aklımızı, bakış açımızı ve düşüncelerimizi aşan hakikatlere bakmak lazım. Biz bazı şeylerin içinde boğulurken, bizim dışımızda işleyen mükemmel bir dünya var. Hiç tasavvufi ya da felsefi olmayıp sadece görüp idrak edebileceklerimizden bahsediyorum…
“Vay be, nasıl yani?” diyeceğimiz mühendislik harikası makineler; o küçük dünyamızda hayal etmeye bile yeltenemeyeceğimiz, adını belki de hiç bilmediğimiz bambaşka şaheserler, mimari harikalar, yapısal mükemmellikteki inşaatlar, insan hayatının konforu adına sağlık sektöründe yapılan inanılmaz işler… En basit ifadeyle, tüm bunları yakın çevrenizde görmüyor olsanız bile bunların var olduğu gerçeği değişmez. Dolayısıyla farklı yerlere bakmak, farklı konularda bilgi edinmek, araştırmak ve gidip görmek; bakış açımızı değiştirecek büyük bir etkiye sahiptir.
Ve birileri bu “imkânsız.” dediğimiz mükemmel şeyleri düşünebiliyor, tasarlayabiliyor ve yapabiliyorsa; onlara bu aklı, bu düşünme ve üretme gücünü veren Allah; bizim metrelerce yükseğe çıktığımızda bile göremediğimiz hayatları, küçücük bir karıncayı ve tüm canlıları gören, onlara yaşamaları için gerekli olan her şeyi bahşeden Allah; kendi nurundan yarattığı, eşref-i mahlûkat dediği ve yeryüzüne halife kıldığı bizleri mi görüp gözetmeyecek, bizlere mi sahip çıkmayacak?
Elbette bu, düşünülemez.
Sadece öylesine, zaman geçirmek için yaratılmadığımızı; bakmamız, görmemiz, düşünmemiz ve anlamamız gerektiğini bilelim. Eğer bunları fark edebilirsek, insan olmanın yüceliğini; takıldığımız, büyüttüğümüz sorunların Allah katında ne kadar küçük olduğunu idrak eder ve yalnızca O Yüceler Yücesi’ne tevekkül ederiz.
Gerisini zaten O halleder.
#zeynepfiliz
Yorumlar
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yaz
Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.

