reklamalanı1
Reklam
Köşe Yazıları

Bir Gün Bizden Geriye Ne Kalacak ?

Muhammed Mustafa DicleMuhammed Mustafa Dicle
17 Ağustos 2026 21:05
130 görüntülenme
Bir Gün Bizden Geriye Ne Kalacak ?

Bazı diziler bittiğinde ekran kararır, hikâye de orada kalır. Bazılarıysa asıl son sahneden sonra başlar. Vefa Sultan benim için böyleydi. Son bölüm bittiğinde içimde bir hikâyeden çok, uzun bir sessizlik kaldı.

Şeyh Ebu’l-Vefâ Hazretleri’ni izlerken insan ister istemez kendi zamanına dönüyor. Altı asır önce yaşamış bir gönül insanının ardından bugüne bakınca, ne kadar çok şeye sahip olup ne kadar çok şeyi kaybettiğimizi düşünüyorsunuz.

Çünkü bizim çağımızda her şey çoğaldı ama bazı duygular eksildi.

Sözümüz çoğaldı, sükûtumuz azaldı.

Tanıdıklarımız çoğaldı, dostlarımız azaldı.

Bilgimiz arttı, hikmete ayırdığımız yer daraldı.

Birbirimize ulaşmak kolaylaştı ama birbirimizin gönlüne varmak zorlaştı.

Belki de bu yüzden Şeyh Vefâ’nın hikâyesi insana bu kadar dokunuyor.

Onun hayatında gösterişten çok sadelik, makamdan çok hizmet, bilmekten çok bildiğiyle yaşamak vardı. İnsana, hakikatin yüksek sesle söylenen sözlerde değil; kimsenin görmediği yerde gösterilen merhamette, sabırda ve güzel ahlâkta saklı olduğunu hatırlatıyor.

Bir sahaf olarak beni en çok düşündüren tarafı ise ilme bakışı oldu.

Her gün kitapların arasındayız. Okuyoruz, anlatıyoruz, öğreniyoruz. Fakat bazen insan kendisine şu soruyu sormalı:

Okuduklarımız bizi gerçekten daha iyi bir insan yapıyor mu?

Çünkü kitap insanı yalnızca bilgili kılmak için değil, biraz da değiştirmek için vardır. Okuduğumuz hâlde daha merhametli olamıyorsak, bildiğimiz hâlde gönül kırıyorsak, öğrendikçe kibirleniyorsak bir yerde eksik kalıyoruz demektir.

Şeyh Vefâ’nın hayatına bakınca ilmin insana yükseklik değil, tevazu vermesi gerektiğini daha iyi anlıyor insan.

Diziyi izlerken “vefa” kelimesi üzerinde de uzun uzun düşündüm.

Ne güzel bir kelime aslında…

Bir iyiliği unutmamak.

Bir dostun yokluğunda da dost kalabilmek.

Vaktiyle elinden tutanı yıllar geçse bile hatırlamak.

İnsanlar değiştiğinde kendi gönlünü değiştirmemek.

Ve herkes giderken kalabilmek…

Bugün en çok buna ihtiyacımız var.

Çünkü artık insanları hayatımızdan çıkarmak çok kolay. Bir telefon numarasını siliyoruz, bir fotoğrafı kaldırıyoruz, bir hesabı takipten çıkarıyoruz ve koskoca hatıraları birkaç saniyede yok sayabileceğimizi düşünüyoruz.

Oysa gönlün “sil” tuşu yok.

İnsan bazen unuttum dediği şeyleri içinde yıllarca taşır.

Belki vefa, geçmişe takılıp kalmak değildir; geçmişte bize uzanan eli inkâr etmemektir.

Şeyh Ebu’l-Vefâ Hazretleri yüzyıllar önce bu dünyadan geçti. Ardından nice nesil geldi. İstanbul değişti, sokaklar değişti, insanlar değişti.

Fakat bugün hâlâ bir semt onun adıyla anılıyor:

VEFA

Bunu düşündüğümde insanın dünyada ne bırakması gerektiğini daha iyi anlıyorum.

Şan değil

Servet değil.

Makam değil.

Şöhret hiç değil.

Bir gönülde güzel bir hatıra bırakabilmek…

Belki bütün mesele budur.

Bir gün hepimiz gideceğiz. Evlerimizin sahipleri değişecek, eşyalarımız başka ellere geçecek, bugün çok önemli gördüğümüz nice şey unutulacak.

Ama bir insan yıllar sonra bizi hatırladığında yüzünde küçük bir tebessüm oluşuyorsa…

“Bana bir iyiliği dokunmuştu.” diyebiliyorsak…

Belki gerçekten yaşamışızdır.

İnsan dünyada ne kadar kaldığıyla değil, giderken ardında ne bıraktığıyla hatırlanıyor.

Şeyh Vefâ’dan geriye yalnızca bir isim kalmadı.

Bir kelime kaldı:

Vefa.

Ve insan diziyi bitirdikten sonra ister istemez şunu düşünüyor:

Bir gün bizden geriye ne kalacak?

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.