Devlet Adıyaman'a Ne Yapmış?
“İndere ne durumda?” diye soranlara verilecek en doğru cevap ise hâlâ aynı:
Geçtiğimiz hafta şehirde ciddi bir hareketlilik vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti, bir gün öncesinde Bakan Murat Kurum’un İndere’deki basın açıklaması… Sahadaki tabloyu anlamak için hepsi önemli adımlardı. “İndere ne durumda?” diye soranlara verilecek en doğru cevap ise hâlâ aynı: Gidin, kendi gözünüzle görün. Çünkü depremzedelere ne yapıldığının cevabı, sahada bütün netliğiyle duruyor.
İndere bugün sadece bir inşaat alanı değil; yeni bir hayatın, yeni bir Adıyaman’ın adım adım yükseldiği bir yer. Binalar değil, bir geleceğin temeli atılıyor, hatta atılmış. Cumartesi günü şantiyede verilen mesaj da bunu gösteriyordu: “Bu şehir daha sağlam, daha modern olacak.” Bu cümle bir beton yığının değil, bir şehir vizyonunu tarif ediyor aslında. Sahada gezerken her blokta, her yolda, her hareketlilikte Murat Kurum’un ısrarlı takibini görmek mümkün. On altı bini aşan konut, sekiz yüze yaklaşan blok, devasa bir yerleşim alanı… Bunlar sadece rakam gibi görünür; ama işin özü, bir depremzede ailenin “Biz yeniden evimize kavuştuk” diyebilmesidir. İşte bu yüzden bakanın sık sık sahaya inmesi, çalışanlara moral vermesi, süreci yakından takip etmesi yalnızca bir bürokratik görev değil; insanların yeniden nefes almasına verilen bir destek aslında.
İşin bir de yerel tarafı var. Mesela Vali Dr. Osman Varol’un emeği sahada net şekilde hissediliyor. Bazen bir şantiye alanı içinde, bir bazen bir inşaatın içinde işçiyle konuşurken, bazen yeni teslim edilen konutları gezerken, bazen de ulaşım ve altyapıyla ilgili bir masada çözüm ararken görmek mümkün. Bu koordinasyon, şehirdeki düzenli ilerlemenin en görünür sebebi. Ankara’nın iradesiyle Adıyaman’ın emeği böylece aynı çizgide buluşuyor. Ancak bir gerçeği saklamaya da gerek yok: Eksik var mı? Var. Sosyal alanların tamamı oturmuş değil, bazı altyapı noktaları geriden geliyor, ulaşımda çözülmesi gereken başlıklar hâlâ duruyor. Ama önemli olan şu: Süreç sahipsiz değil. Bir gün bir sorun çıkıyorsa, ertesi gün çözümü için birileri harekete geçiyor.
Asıl unutulmaması gereken ise şu: mesele blokların yüksekliği değil, içine girecek insanların huzuru. Depremde geçmişini, evini, eşini dostunu kaybeden onca insan için teslim edilen her anahtar, bir hayatın yeniden başlaması demektir. Bu yüzden İndere’de yükselen her bina aslında kâğıt üzerinde bir rakam değil (zaten bende rakamlara çok inanmam) bir umudun yansımasıdır. Bugün Adıyaman’ın en çok ihtiyacı olan şey de tam budur: tartışmaların ötesinde, yıkımın ardından kurulmakta olan yeni düzeni görmek; eksikleri söylerken emeği de teslim etmek.
Velhasıl, Adıyaman bir yıkımın gölgesinde değil; bir yeniden doğuşun eşiğinde artık. Ve bu yeniden doğuş, eleştirinin de takdirin de aynı cümlede buluştuğu bir hikâyen yani İndere.
Ne zaman adam oluruz?
İyiliği sahiplenip kötülüğe sessiz kalmadığımızda;
emeği alkışlayıp haksızlığı uyarmaktan korkmadığımızda;
ve her adımda “önce insan” diyebildiğimizde.
"İşte o gün, sadece yeni bir Adıyaman değil; daha değerli bir insanlık da kurulmuş olur."
#yatos







0 Yorum