Yolun İnsana Döndüğü Yer
Kötü olabilir mi bir insan? Durduk yere bir duyguya kapılıp bütün değerlerini yok sayabilir mi?
Bu hafta heybemin kapağını açarken, elim bir an tereddüt etti. Sanki içeriden sadece kitap kokusu değil, yıllar önce söylenip de havada asılı kalmış bir söz, tamamlanmamış bir cümle, unutulmuş bir dua yükseldi. Kapağı kaldırdığım o an, eski bir mektubun kırışmış köşesine dokunur gibi içim sızladı. Çünkü bazen sahafın heybesi yalnız kâğıt taşımaz; insanın kendi içine saklayıp da söyleyemediği ne varsa, hepsini bir anda yüzeye çıkarır.
Her hafta bir yolculuğa çıkıyoruz; kimi zaman bir şehrin sokaklarında, kimi zaman bir kitabın satır aralarında dolaşıyoruz. Fakat bu hafta yol dışarıya değil, içeriye kıvrıldı. Ne kadar yürürsen yürü, sonunda insanın yolu kendine çıkar. Kendi kalbine varmak, çoğu zaman bir kente varmaktan daha zordur. Çünkü içimize doğru inen yollar, dışarıdakilerden çok daha karanlık, çok daha sessiz, çok daha dolambaçlıdır.
Heybemden çıkan ilk şey, Ahmed Arif’in Hasretinden Prangalar Eskittim kitabı oldu. Her okuduğumda başka bir yanımı acıtan, başka bir yanımı onaran bir kitap bu. Arif’in dizeleri birer mısra değil, birer yara izi gibidir; gözle değil, kalple okunur.
Kitabı açar açmaz şu satır vurur insanı:
“Seni anlatabilsem seni
Yokluğun cehennemin öbür adıdır.”
Bu iki satırda bir ömürlük sızı, bir memleket hasreti, bir insanın içinden çıkamadığı o derin boşluk vardır. Sonra başka bir yerde:
“Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça…
Ve ellerim kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni…”
Bu dizelerdeki acı yalnız bir sevgiliye duyulan özlem değil; bir memleketin, bir onurun, bir insanın kendisine tutunma biçimidir.
Aşk, burada bir kavuşma umudu değil; insana “dayan” diyen bir fısıltıdır.
“Terketmedi sevdan beni” derken aslında şunu söyler Arif:
“Her şey beni terk etti; ama acım bile beni yalnız bırakmadı.”
Heybemin içinden daha sonra eski bir film çıktı: Karanlıkta Uyananlar. İlk izlediğimde anlamadığım, büyüdükçe daha derinden kavradığım filmlerden biri. İnsan bazen kendi karanlığını başkasının hikâyesinde görür de ürperir. Çünkü en koyu karanlık sokak lambalarının sönüklüğü değil, insanın kendi içine çöken gölgedir. Uyanmak bazen göz açmak değildir; kendine bakmaktır. Film bunun tam da kendisidir.
Sonra bir şiirin sesi yükseldi: Şeyh Galib’in “Şarkı XII”si.
Aşkın hüküm değil, teslimiyet olduğunu söyleyen o büyük ses:
“Fâriğ olmam eylesen yüzbin cefâ sevdim seni
Böyle yazmış alnıma kilk-î kazâ sevdim seni
Ben bu sözden dönmezem devreyledikçe nûh-felek
Şâhid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni.”
Bu mısralarda aşkın değil, aşka boyun eğen insanın sesi vardır. İnsan bazen sevmeyi seçmez; kaderin yazdığı o ince satıra boyun eğer. Aşkın, insana hükmeden kısmı işte burada gizlidir.
Heybemde bu hafta bir türkü de vardı: Âşık Veysel’in “Mecnunum Leylamı Gördüm”ü.
Veysel’in sesi insanın görmediğini gönlüne gösterir; insanın yıllardır kaçtığı yüzünü bir anda aydınlatır. Türküyü dinlerken anladım ki Mecnun’un gördüğü Leyla değil; kendisiymiş. Aşk bazen başka birini arayış gibi görünür ama en sonunda insan kendine varır. Kendi yarasına, kendi yüzüne, kendi hakikatine…
Bütün bu yolculuğun sonunda heybemden bir cümle kaldı geriye. Sanki bütün hafta boyunca okuduklarımı, dinlediklerimi, düşündüklerimi toparlayan bir anahtar cümle:
“Bazı yollar insana varmak içindir; bazıları ise insana dönmek için.”
Belki de bu yüzden bu haftaki yolculuk beni yorup durdu. Çünkü dışarıya değil, içeriye yürüdüm.
Ve içeriye yürümek, dışarıya yürümekten daha fazlasını ister insandan:
Cesaret, yüzleşme ve biraz da acı…
Heybemi kapatırken fark ettim ki, bu hafta anlatılan her şey tek bir yere çıkıyordu:
İnsanın kendi kalbine.
Haftaya heybemi yine sizin için aralayacağım dostlar.
O zamana dek,
Kendinize iyi bakın; Kalbinize daha da iyi bakın.
Bu Haftanın Heybesi
— Haftanın Kitabı: Hasretinden Prangalar Eskittim – Ahmed Arif
— Haftanın Filmi: Karanlıkta Uyananlar (1964)
— Haftanın Şiiri: “Şarkı XII” – Şeyh Galib
— Haftanın Türküsü: “Mecnunum Leylamı Gördüm” – Âşık Veysel
— Haftanın Sözü: “Bazı yollar insana varmak içindir; bazıları ise insana dönmek için.
Muhammed Mustafa DİCLE







0 Yorum