reklamalanı1
Reklam
Köşe Yazıları

Adıyaman’ın En Büyük Enkazı Beton Değil, Sessizliktir

Yakup TosunYakup Tosun
5 Temmuz 2026 10:41
302 görüntülenme
Adıyaman’ın En Büyük Enkazı Beton Değil, Sessizliktir

Gerçekleştirilen kura çekimi ve meydan açılışı programında bir gerçeği daha gördük.

Murat Kurum’nun Adıyaman ziyaretinde bir kez daha anlaşıldı ki bu şehrin sorunlarının önemli bir kısmı hala gerektiği gibi Ankara’ya taşınamıyor.

Konuşulması gereken eksikler konuşulmuyor.

Anlatılması gereken sıkıntılar anlatılmıyor.

Şehrin beklentileri, mağduriyetleri ve çözüm bekleyen meseleleri yerine; alkışlar, teşekkürler ve güzellemeler öne çıkıyor.

Ve bir kez daha anlıyoruz ki Adıyaman’ın en büyük problemi yıkılan binalar değilmiş.

Asıl problem; konuşması gereken yerde susanlar, talep etmesi gereken yerde geri duranlar ve temsil makamlarını memleketin sesi olmak yerine protokol görevi olarak görenlermiş.

Sadece iktidar değil…

Muhalefet de bu sessizliğin ortağıdır.

Çünkü güçlü muhalefet yalnızca eleştiren değil, memleket adına mücadele eden taraftır.

Eğer şehir hala aynı sorunları konuşuyorsa, bunda iktidarın olduğu kadar etkili ve sonuç alıcı bir muhalefet ortaya koyamayanların da payı vardır.

Bürokrasi de bu tablonun dışında değildir.

Görev yaptığı şehrin sorunlarını yukarıya taşımak yerine, sorunları süsleyerek aktarmak; çözüm üretmek değil, günü kurtarmaktır.

Bir memlekete yapılacak en büyük kötülük, gerçeği saklamaktır.

Çünkü sorunlar gizlenerek değil, görünür kılınarak çözülür.

Deprem sadece binaları yıkmadı.

Maskeleri de düşürdü.

Kimlerin gerçekten memleket derdi taşıdığını, kimlerin yalnızca makam, pozisyon ve fotoğraf derdinde olduğunu hep birlikte gördük.

Dün aynı sofrada oturanların bugün birbirine sırt çevirdiğini,

dün “biz” diyenlerin bugün yalnızca “ben” dediğini,

dün memleket sevgisinden bahsedenlerin bugün hesap ve menfaat peşinde koştuğunu gördük.

Meğer bazı insanların derdi şehir değilmiş.

Meğer bazıları için acılar bile fırsattan ibaretmiş.

Yıllarca dostluk diye bildiklerimizin menfaatle, kardeşlik diye gördüklerimizin ise şartlara bağlı bir yakınlıkla ayakta durduğunu öğrendik.

Şehir yeniden kurulurken insanların da değiştiğine şahit olduk.

Yeni binalar yükseldikçe eski dostlukların yıkıldığını gördük.

Modernleşen sokaklarla birlikte samimiyetin azaldığını, menfaatin ise büyüdüğünü gördük.

Şehirler yükselirken huzurun, mutluluğun, samimiyetin ve dostluğun da yavaş yavaş sahteleştiğini gördük.

Bir zamanlar aynı acının etrafında birleşen insanlar, bugün aynı masanın etrafında bile birbirine yabancı hale geldi.

Meğer şehirler büyüdükçe bazı insanların vicdanı küçülebiliyormuş.

Meğer beton yükseldikçe samimiyet alçalabiliyormuş.

Meğer en büyük yıkım bazen enkazda değil, karakterlerde yaşanıyormuş.

Oysa şehirler yalnızca betonla kurulmaz.

Bir şehrin temelinde adalet,

duvarlarında vicdan,

çatısında ise samimiyet olmalıdır.

Çünkü binalar yükselirken karakterler küçülüyorsa,

meydanlar genişlerken insanlar birbirine yabancılaşıyorsa,

o şehir gelişmiyor, sadece büyüyor demektir.

Adıyaman’ın yeniden ayağa kalkacağına kimsenin şüphesi yok.

Ancak asıl mesele şudur:

Bu şehir yeniden inşa edilirken; siyaset kurumu da, muhalefet de, bürokrasi de ve bu şehrin tüm inisiyatif sahipleri de kendilerini yeniden inşa edecek mi?

Yoksa yeni binaların arasında eski alışkanlıklar mı yaşamaya devam edecek?

Çünkü şehirler betonla yükselir.

Ama memleketler ancak cesaretle, samimiyetle ve hakikati söyleyebilen insanlarla ayağa kalkar.

Ve bazen bir şehrin en büyük enkazı, yıkılmış binalar değil; yıllardır biriken sessizliktir.

Velhasıl;

Adıyaman’ın en büyük eksiği ne konut, ne yol, ne de meydandır.

Bu şehrin en büyük eksiği; doğru zamanda doğru yerde konuşabilecek cesaretin eksikliğidir.

Çünkü bazen bir memleketi yıkan deprem değil, gerçeği söylemekten çekinenlerdir.

Suskunluk büyüdükçe sorunlar da büyür.

Ve unutulmamalıdır ki;

Bir şehre ihanet sadece yanlış yapmakla olmaz.

Bazen yapılması gerekeni yapmamak,

söylenmesi gerekeni söylememek

ve görülmesi gerekeni görmezden gelmek de en az onun kadar ağırdır.

Bugün yükselen binalar yarın tamamlanır.

Ama kaybedilen güvenin,

yitirilen samimiyetin

ve tüketilen vicdanın yeniden inşası, betondan çok daha zordur.

Çünkü bazı şehirleri deprem yıkar; bazı şehirleri ise sessizlik.

#yatos

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.