reklamalanı1
Reklam
Köşe Yazıları

Düşünmekten Korkmayan Bir Adıyaman

Yakup TosunYakup Tosun
19 Ağustos 2026 20:27
165 görüntülenme
Düşünmekten Korkmayan Bir Adıyaman

Bir şehir bazen sadece yıkıntılarının altında kalmaz. Asıl kırılma, soruların sustuğu yerde başlar. Adıyaman bugün tam da böyle bir eşikte duruyor: Herkes konuşuyor ama çok az kişi gerçekten meselelerin özüne iniyor.

Peki bir şehir, kendini yeniden kurmadan önce kendine dışarıdan bakabilir mi?

İşte bu sorunun gölgesinde İbrahim Kalın’ın şu sözü daha derin bir anlam kazanıyor:


 “Düşünmek, bir yolculuğa çıkmaktır. Öğrenmek, anlamak, anlamlandırmak için yola koyulmaktır. Kendimizi bilmek ve bulmak için ayağa kalkıp hedefe doğru adım atmaktır.”


Bu cümlelere Adıyaman’ın bugünkü halinden baktığımda, anlamı daha da genişliyor.

Çünkü Adıyaman’ın artık yalnızca inşa faaliyetlerine değil, zihinsel bir sorgulamaya da ihtiyacı var.

6 Şubat bu şehrin binalarını yıktı, hayatları değiştirdi, sokakların hafızasını parçaladı. Fakat asıl mesele, yıkılanların yerine ne koyacağımızdan çok, nasıl bir Adıyaman tasavvur ettiğimizdir.

Ve tam burada yönetim meselesi karşımıza çıkıyor.

Bir şehri yönetmek, o şehre atanmakla başlamaz. O şehri tanımakla başlar.

Bugün Adıyaman’da görev yapan bazı yeni bürokratların deprem sonrası oluşan yeni şehir yapısını, değişen mahalleleri, rezerv alanları, vatandaşın beklentilerini ve bu şehrin kendine has sosyolojisini henüz yeterince tanımadan karar mekanizmalarının başında bulunması ister istemez soru işaretleri oluşturuyor.

Bir bürokratın masasına oturması kolaydır. Zor olan o masadan kalkıp sahaya inmesidir.

Hele ki üç ay önce göreve başlamış bir yöneticinin, yıllardır depremle yaşayan bir şehri birkaç toplantı ve birkaç dosyayla tanımaya çalıştığını düşünmek…

İşte burada biraz durup düşünmek gerekiyor.

Şehir, makam odasının penceresinden aynı görünmez.

Sahaya çıkmadan kaldırımı göremezsiniz.

Esnafla konuşmadan ekonomiyi anlayamazsınız.

Mahalleye gitmeden rezerv alanın ne anlama geldiğini tam olarak anlamaz ve çözüme gidemezsiniz.

Depremzedeyle oturmadan 6 Şubat’ın hala devam eden tarafını kavrayamazsınız.

Üstelik mesele yalnızca yeni atanmış bürokratlar da değil.

Adıyaman’da zaman zaman bürokrasinin en büyük sorunu, umursamazlığın alışkanlığa dönüşmesi gibi de görünüyor.

Vatandaş bir kuruma gidiyor; dosya başka masaya, başka imzaya, başka güne bırakılıyor. Sorun anlatılıyor, not alınıyor ama çoğu zaman o sorunun sahibine geri dönülmüyor.

Şehir bir şey söylüyor.

Bürokrasi not alıyor.

Sonra sessizlik…

Oysa kamu yönetimi yalnızca mevzuat uygulamak değildir. Bir vatandaşın derdini gerçekten dinlemek, bir şehrin nabzını tutmanın en önemli yoludur aslında ama o da Adıyaman bürokrasisinde malesef yok.

Bir şehrin siyasetini de sadece seçim dönemlerine sıkıştırmak kolaydır. Kürsülerde vaatler sıralamak, kameralar karşısında projeler anlatmak, açılışlarda kurdele kesmek de öyle.

Zor olan ise sahaya inmektir.

Valinin, milletvekilinin, belediye başkanının, bürokratın; makam aracından inip sıradan bir vatandaş gibi sokakta yürüyebilmesidir.

Kaldırımda yürüyen insanın yükünü görmek, esnafın sıkışmışlığını duymak, gençlerin neden başka şehirlere yöneldiğini anlamaya çalışmak, kültürün neden yeterince sahiplenilemediğini sorgulamak…

Ve belki de en önemlisi, “Biz nerede eksik kaldık?” sorusunu dürüstçe sorabilmektir.

Adıyaman siyasetinin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey tam da budur: Kendisiyle yüzleşebilmek.

Çünkü siyaset yalnızca yönetmek değildir. Bir şehrin hafızasını taşımaktır. Umudu diri tutmaktır. Bugünü kurtarırken yarını zayıflatmamaktır.

İbrahim Kalın’ın sözündeki “öğrenmek, anlamak ve anlamlandırmak” tam da burada önem kazanıyor.

Adıyaman’ı yönetmek isteyen önce Adıyaman’ı öğrenmeli.

Adıyaman’ı öğrenen, insanını anlamalı.

İnsanını anlayan da şehrin gerçek meselelerini görmeli.

Ve gördüğü meselelerin karşısında “Bana ne?” diyememeli.

Adıyaman da artık kendi yönünü belirlemelidir.

Ama bu yalnızca fiziksel bir toparlanma değil; kültürüyle, ekonomisiyle, gençliğiyle ve yönetim anlayışıyla bütüncül bir dönüşüm olmalıdır.

Bu şehir uzun zamandır birçok şeyi bekliyor.

Daha düzenli yolları, daha temiz kaldırımları, daha güçlü bir ekonomik yapıyı, daha fazla yatırımı, kültürüne sahip çıkan bir yaklaşım ve en önemlisi de kendisini gerçekten dinleyen bir yönetim anlayışını…

Fakat beklemek tek başına bir şey değiştirmiyor.

Zihni açmak gerekiyor.

Sorgulamak gerekiyor.

Olanı anlamlandırmak gerekiyor.

Ve ardından harekete geçmek gerekiyor artık…

Çünkü Adıyaman’ın artık tekrar eden sloganlara değil, yeni bir bakış açısına ihtiyacı var.

Ve belki de bugün en kritik soru şu:

“Biz bu şehri gerçekten tanıyor muyuz?”

Bu sorunun cevabı üç ayda verilemez.

Bir şehri tanımak; dosyalardan, toplantılardan ve makam odalarından geçmez. Sokaktan, pazardan, esnaftan, öğrenciden, depremzededen, mahalleden ve şehrin hafızasından geçer.

Adıyaman’ın yöneticilerinden beklediği de aslında çok büyük bir şey değil:

Önce şehri görün. Sonra dinleyin. Ardından anlayın. Ve en sonunda yönetin.

Çünkü Adıyaman artık kendisini tanımayanların değil, kendini tanımaya gerçekten emek verenlerin şehri olmak zorunda.


#yatos

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumlar moderasyon onayından sonra yayınlanır.